GAZETECİLİĞE YARIM YÜZYILINI VERDİ

Anadolu Ajansı'nda 1959 yılında göreve başlayan ve Brüksel'den New York'a, Viyana'dan Roma'ya kadar dünyanın birçok kentinde haber izleyen
Ender Ülgen, 49 yılın ardından emekliliğe adım attı.
AA'da görev yaptığı süre içinde 18 genel müdürle çalışan Ülgen, uzun yıllarını yurt dışında geçirerek önemli olaylara tanıklık etti.
Ülgen: ''Bunca yıl içinde değişmeyen tek şey var, haber gelir ve gazeteciyi bulur. Önemli olan o güveni sağlamaktır'' diyor.
Anadolu Ajansı'nda 1959 yılından bu yana görev yapan Ender Ülgen, 49 yıllık dolu dolu meslek yaşamının ardından emekliliğe adım attı. Gazeteciliğe başladığında telekslerin kullanıldığı, haberlerin sistemle dakikalarca süren bir çabanın ardından geçildiği bir dönemi yaşayan Ülgen, Brüksel'den New York'a, Viyana'dan Roma'ya kadar dünyanın birçok kentinde görev yaptı.
Ender Ülgen'in gazetecilik serüveni ilginç bir tesadüfle başlar. Babası gibi bahriyeli olmaya karar veren Ülgen, sınava girmeyi unutunca yaşamının akışı birden değişiverir. Gazeteci olmaya karar veren Ülgen, ''tesadüf eseri'' diye nitelendirdiği meslek yaşamını bitip tükenmeyen bir istekle sürdürür.
Anadolu Ajansı'nın İstanbul bürosunda 1 Temmuz 1959 tarihinde göreve başlayan Ülgen, o gün eline aldığı kalemini 49 yıl boyunca bırakmadı. İstanbul'da 1964 yılına kadar spor, sağlık ve eğitim ile ''Beyoğlu muhabirliği'' yapan Ülgen, 1968 yılında Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü'nde çevirme ve dış haberler müdürlüğü görevlerini üstlendi.
Uzun yıllarını geçirdiği yurt dışı görevlerine 1985 yılında Brüksel'de başlayan Ülgen, burada 8 sene kaldı. Ender Ülgen, 1994-2004 tarihleri arasında ise AA'nın New York temsilciliği görevinde bulundu.
Meslek yaşamı boyunca uluslararası toplantılar, devlet yetkililerinin yurt içi ve yurt dışı gezileri, Akdeniz olimpiyatları, spor karşılaşmaları, film festivalleri, güzellik yarışmaları izleyen Ülgen, gazetecilikteki en hareketli yıllarını 8 yıl görev yaptığı Brüksel'de geçirdi. Avrupa'nın İngiltere ve Almanya dışında kalan kısmını AA adına tek başına izleyen Ülgen, bu dönem içinde kuzeyde Helsinki ve Oslo, batıda Madrid ve Lizbon, güneyde Roma ve Napoli, doğuda Budapeşte ve Viyana'ya kadar uzanan bölgede görev yaptı.
Ülgen'in uzun yıllar izlediği uluslararası kuruluşlar arasında NATO, Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi, OECD, BAB, AGİT, ILO ve AB yer aldı.
Deneyimli gazeteci, 1993'te 1 yıl süreyle Ankara'da AA ''dış haberler müdürlüğü yaptıktan sonra, 1994 yılının Ocak ayında Anadolu Ajansı New York temsilciliğine atandı. Ender Ülgen, 2004'ün Haziran ayında Ankara'ya dönerek Dış Yayınlar Müdürü oldu.
İlk, orta ve lise eğitimini Galatasaray Lisesi'nde yapan Ülgen, liseden sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi. Ülgen, üniversitesi okurken aynı zamanda gazetecilik yaptı.
Fransızca ve İngilizce bilen Ülgen, görev yaptığı süre içinde 18 genel müdürle birlikte çalıştı.
-TELEKS VARDI-
Ülgen, gazeteciliğe verdiği uzun yıllarını aktarırken tesadüf eseri başladığı mesleğinde 49 yılı geride bıraktığını, işini her görev yaptığı yerde ve görevde zevkle yaptığını söyledi.
Göreve başladığı yıllarda basında teleks sisteminin kullanıldığını, haberlerin dakikalar süren bir çabanın ardından geçildiğini anlatan Ülgen, daha sonra sırasıyla ekranlı teleks, daktilo, elektrikli daktilo ve bilgisayarlı sisteme geçildiğini belirtti.
İstanbul'da başladığı gazetecilik yaşamını dünyanın pek çok kentinde sürdürdüğünü anlatan Ender Ülgen, ''Şimdi 49 yıl geçti ve 50'ye 1 kaldı. Bunun 19'u yurt dışında geçti. 11 yıl New York'ta, 8 yıl Brüksel'de kaldım. NASA'dan Hollywood'a kadar haberler yaptım'' sözleriyle geride bıraktığı 49 yılı özetledi.
Yurt dışında görev yaptığı süre içinde pek çok ilginç olaya tanıklık ettiğini belirten Ülgen, ''Aslında orasıyla burası arasında gazetecilik yapma açısından büyük fark yok. Aynı prensipler geçerli. Şans da önemli ama bunca yıl içinde değişmeyen tek şey var. Haber gelir ve gazeteciyi bulur. Önemli olan o güveni sağlamaktır'' dedi.
-''AMERİKALILAR SADECE KENDİLERİYLE İLGİLENİR''-
New York'ta görev yaptığı 11 yıl içinde pek çok gözleminin olduğunu anlatan Ülgen, ''Biz bir ülkedeki ovaları dahi biliriz ama Amerikalılar Türkiye'nin başkentini bile bilmeyebilir. Çünkü onlar sadece kendileriyle ilgilenir'' dedi.
Bununla birlikte Türkiye uzmanlarının bulunduğunu ve bu görevlilerin ''Türkiye'yi Türkler'den daha iyi tanıdığını'' ifade eden Ülgen, burada geçen yılları içinde ilgi çekici olayları gördüğünü ve yankı uyandıran bazı haberlere de imza attığını söyledi.
BOEING şirketinin Los Angeles'taki Uluslararası Uzay İstasyonu Programı Isı Kontrol Bölümü Başkanı Salim Yılmaz'ın uzay ısı battaniyelerine 2,5 yaşındaki oğlu Kaan'ın ismini vermesinin kendisini duygulandırdığını anlatan Ülgen, ülke ülke dolaşarak ıslahevlerinin belgeselini yapan, ancak 450 dolar istedikleri için törene katılamayan Emmy ödüllü Hasan Şerefli'nin haberinin de gazetelerde çok geniş bir biçimde yer aldığını belirtti.
Başbakan olduğu dönemde, 1978 yılında, Waldorf Astoria Oteli'nde Bülent Ecevit'e yönelik silahlı saldırı girişiminde hayatını kurtaran gizli servis ajanı Bernard Johnson'ın yıllar sonra Ecevit'e sürpriz bir ziyaret yaptığını anlatan Ülgen, bu ziyareti de izlediğini kaydetti.
Bunca yıl içinde Türkiye'nin farklı dönemlerine tanıklık ettiğini ifade eden Ülgen, genç meslektaşlarına da şu önerilerde bulundu:
''Ben gazeteciliğe yıllarımı verdim ama öğrendiğim en önemli şey şudur; gazeteci doğru zamanda doğru yerde olmalıdır. Hiçbir zaman tembellik etmeyin, bir yere gidecekseniz en az 10 dakika önce orada bulunun. Ben bunun çok yararını gördüm. Çok önemli bir şey o sırada olabilir. Bir de mesleğinizi sevin, ona istekle bağlanın, haber kaynaklarına güven telkin edin. O zaman haber de size gelir...''