
Ergenekon soruşturmasıyla ilgili kafa karıştırıcı cümlelerden birisini başlığa çektim. Hukuk duygusallık kaldırmaz, hele yukarıdaki gibi önyargılardan hiç hareket etmez.
Bu mantıkla düşündüğünüzde, sigara parası için babasını öldüren evlada, miras için kocasını katleden eşe sittin sene ulaşamazsınız.
Bu gazeteciler ABD'de yaşıyor olsalardı, İrangate diye bir şeyden haberdar olamayacaktık. "Ne yani ABD'nin can düşmanı İran'a silah verdiğine inanmamızı mı istiyorsunuz?" diyeceklerdi. Halbuki 1979 devrimi ve sonrasındaki rehine krizinde gerginleşen ilişkilere rağmen ABD, gizlice İran'a silah satmıştı. İran'ın devam eden Irak savaşında kullanmak üzere 'büyük şeytan'dan silah almasının zorlanarak da olsa izahı var. Ama ABD'nin tavrını, hele 'İlhan abicilerin' mantığı ile anlamak zor. 1986'da ortaya çıkan skandal 1989 yılında sonuçlandığında Ulusal Güvenlik Konseyi üyesi Deniz Yarbay Oliver Nort, Kongre çalışmalarını engellemek, illegal yollardan para almak ve Beyaz Saray belgelerini yok etmekten suçlu bulundu.
Yine bu arkadaşlar İtalya'da gazetecilik yapıyor olsalardı, muhtemelen şu cümleyi kuracaklardı: Ne yani şu ülkenin kendi başbakanını öldürdüğünü mü söylüyorsunuz? 1978'de kanlı bir baskınla kaçırılıp cesedi bir araba bagajında çıkan Başbakan Aldo Moro'nun, 'solcularla koalisyon kurup komünizm mücadelesini zaafa uğratmak' dışında suçu yoktu. 1972 yılında Trieste'de bombalı katliamda hayatını kaybedenler bu kadar bile 'suçlu' değillerdi. Kamuoyunda korku oluşturacak sayısal değerleri vardı sadece. Başbakan Andreotti'nin içinde bulunduğu birçok kişiyi mahkûm ettiren süreçte 139 silah deposu ve eğitim kampları ortaya çıkarılmıştı. İtalya'da faşist ve komünist terör gruplarının Ergenekon, pardon Gladyo'nun kontrolünde olduğunu da hatırlamakta fayda var. Çünkü yakında 'Ne yani korosu' şunları gündeme taşıyacak: 'Hizbullah ve PKK'nın, DHKP-C ile ulusalcıların aynı yere hizmet ettiğine inanmamızı mı bekliyorsunuz?' Hayır sizin bir şeye inanmanızı beklemiyoruz, inanacaklarınıza inanmışsınız zaten. Azıcık mahcubiyet duyun yeter.