Reklam VerinKünyeİletişimGiriş Sayfam Yap
Ana Sayfaya Git
Yazı Karakteri Boyutu:
   
DOĞAN NEDEN DENİZ FENERİ'NE VE ZAHİT AKMAN'A SALDIRIYOR?
06 Eylül 2008 Cumartesi 09:35
'Doğan Medya Grubu bunu neden yapıyor? sorusuna verilecek çok cevap var ama şu ana dek bilinenlerin dışında bir gerekçe daha var dense sizce o nedir?

Taha Kıvanç'ın köşe yazısı :

Doğan Medya Grubu bunu neden yapıyor?” sorusuna cevap olarak manşetleşen “CNN-Türk'ün frekanslarını TNT kanalına vermişti grup, şimdi başka bir kanalın frekanslarına talip CNN-Türk için; Deniz Feneri haberleriyle Zahid Akman'ı hedefe koyarak RTÜK'ü baskı altına alıyor ki, istediği sonuca varabilsin” gerekçesinin doğru olduğuna inanmıyorum.

Düne kadar inanabilirdim, ama dünkü Hürriyet çok daha farklı sebep(ler) aranması gerektiğini düşündürdü bana.

Grup Star kanalını aldığında Rekabet Kurulu'na “Bu son” teminatını vermişti. TNT'ye verilen frekanslar başka bir yolla CNN-Türk'e dönerse grup o teminatı çiğnemiş olur. Bu yüzden RTÜK'e bile gelmeden Rekabet Kurulu tarafından önlenir el değiştirme. Aydın Doğan'ın Rekabet Kurulu'nda ikinci adam konumunda bir hemşehrisi var; sanıyorum kendisine “Boşuna müracaat etme” uyarısında çoktan bulunmuştur.

Rekabet Kurulu'ndan, hatta RTÜK'ten geçse bile el değiştirme olayı, bu ülkede bir medya grubunun bu denli çok sayıda kanal sahibi olmasını engelleyecek yasalar ve onları uygulamakla görevli mahkemeler var.

“Deniz Feneri üzerine gidilmesi CNN-Türk frekansları yüzünden” gerekçesi hafif kalıyor; daha köklü, daha etkili bir sebebi olması gerekir sergilenen tavrın...

Dünkü Hürriyet'te konuya değinen yazıları okuduğunuzda bunu seziyorsunuz zaten. Medyada bugüne kadar oluşturdukları bütün ittifakları yıkmayı göze almış görünüyorlar. TV Yayıncıları Derneği'ni, Basın Konseyi'ni, TÜRKSAT'ın elindeki antenleri teslim almak için oluşturulmuş şirketi... Bütün bu kazanımlarını riske atmayı göze aldıracak kadar önemli olmalı sebep...

Doğan Medya Grubu yurt içi ve dışında ne kadar meslekî kuruluş varsa onlarda ağırlıklı temsil edilmek, mümkünse hepsinde liderliği elde tutmak amacını başarıyla sürdürdü bugüne kadar. Basın Konseyi, Televizyon Yayıncıları Derneği (TVYD), Basın İzleyici Araştırma Kurulu (BİAK), Televizyon İzleyicileri Araştırma Kurulu (TİAK), Uluslararası Reklamcılık Derneği (IAA) Türkiye Başkanlığı, IPI (Uluslararası Basın Enstitüsü) Türkiye Derneği... Bunlar grubun öndegelen isimlerinin güdümünde olan örgütler...

Örgüt dediğiniz yalnızca tek bir gruptan oluşmuyor ve işler kendi kendine çözülmüyor... Sözgelimi Kanal-7 bu örgütlerin çoğunda Doğan Grubu üyeleriyle birlikte hareket ediyor. Grup bugüne kadar her adımı Kanal-7 ile birlikte atmaya özel çaba göstermişti. Bugüne kadar oluşturduğu bütün ittifakları yerle bir etmeyi göze alacak kadar önemli bir sebep olmalı bu son ataklarda...

Özellikle RTÜK Başkanı Zahid Akman'ı hedef alan yayınları Almanya'daki Deniz Feneri davası üzerinden yürütenler, konuya ilgilerinin gazetecilik dürtüsü olduğuna inanmamızı istiyorlar. Külâhıma anlatsınlar. Davanın kolları bütün dünyaya uzanan bir yardım derneğinin o kollarını budamak amaçlı açıldığını herkes görüyor. Özellikle de yardımlarıyla bu faaliyetin başarıya ulaşmasını sağlayan sıradan vatandaşlar... Görüyor ki, o adla yapılan bütün etkinlikler her gün biraz daha artan ilgiyle karşılanıyor...

Almanlar, amaçlarının, kendi ülkelerinde kazanılmış paraların dünyanın dört bir tarafına yardım olarak gitmesini durdurmak olduğunu en baştan beri gizlemiş değiller zaten...

Onları anlıyoruz, Almanlar'ın hassasiyeti normal de, bizimkiler bu işe neden balıklama atlıyor? Hem de Deniz Feneri adı altında yapılan dev organizasyonları, dünyanın neresinde bir âfet varsa oraya ulaşan yardım elini yakından tanıdıkları, yaptıklarını da bildikleri halde? Deprem, tsunami gibi doğal âfetlere ilk koşan, açlıkla mücadele eden, yüzbinlerce çocuğun okuyacağı onbinlerce derslik inşa eden bir örgüt Deniz Feneri...

Bugüne kadar dünyanın dört bir köşesinde yaptıkları asırlık yabancı kuruluşların yaptıklarından çok daha fazla. O hizmetlerin gerçekleştiği her mekânda bayrağımız gururla dalgalanıyor...

Bu durumu yabancılar yadırgayabilir, hayırlı faaliyetlerin önüne geçmeye çalışabilirler. Fırsat ele geçmişken muteber insanların itibarlarını yoketmek, mümkünse işin içine siyasilerin adlarını da bulaştırmak isteyebilirler... Bunlar yabancılar için anlaşılabilir davranış biçimleri... İstediğini elde etmek için sisteminde bulunan bütün baskı unsurlarını kullanır ve arzu ettiği sonuca varabilir...

Peki bizimkilerin derdi ne?

“CNN-Türk'ün frekans derdi” demeyin bana lütfen. “Gazetecilik yapıyorlar” gerekçesini de kabul edemem. Hatta “Aydın Doğan böyle istiyor” da kulağıma doğru gelmiyor; yıllar boyu kurduğu ittifaklarını kendi eliyle berhava eder mi akıllı bir patron?

Merak etmeyin, gerçekler mutlaka ortaya çıkar.

(Yenişafak)

Yukarı Git
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Çıktı Al
Türkiye'nin en iyi gazetesi sizce hangisidir?
Posta
Zaman
Hürriyet
Sabah
Fotomaç
Fanatik
Takvim
Milliyet
Vatan
Akşam
Sözcü
Türkiye
Güneş
Star
Yenişafak
Cumhuriyet
Fotospor
Yeniçağ
Vakit
Foto Gol
Milli Gazete
Şok
Yeni Asır
Bugün
Radikal
Taraf
Tercüman
Referans
Yeni Asya
Ortadoğu
Evrensel
Birgün
Dünya
Yeni Mesaj
Todays Zaman
T. Daily News
Hürses
Önce Vatan
    Tiraj
    16.09.2008
    1- POSTA
    638.247
    2- ZAMAN
    628.636
    3- HÜRRİYET
    535.574
    4- SABAH
    384.715
    5- P.FOTOMAÇ
    262.763
    6- FANATİK
    227.174
    7- TAKVİM
    212.098
    8- MİLLİYET
    203.294
    9- VATAN
    193.712
    10- AKŞAM
    171.981