Yeni yayın yönetmeni kıstasları...
Gazetecilik mesleğinde en zor nokta genel yayın yönetmenliğidir.
Hangisine sorarsanız sorun hiç biri halinden memnun değildir.
Tam bir stres makamıdır yayın yönetmenliği, tam bir cenderedir.
Aşağıdakiler, genel yayın yönetmeni olabilmek için can atarken, onların çoğu nasıl olurda bu cendereden kurtulabilirim düşüncesinde olurlar!
Anlıyacağınız bu genel yayın yönetmenliği denilen şey patronun verdiği maaş ve sağladığı ek maddi imkanlar için yapılabilecek bir şey değil.
Genel yayın yönetmeni demek iktidar ile patronu arasında çift kaşarlı tost olmak demektir.
Kaşar dedimde, genel yayın yönetmenliği aynı zamanda oldukça kaşarlanmış olmayı da gerektirir.
Hatırlıyorum da bir büyük gazetenin yayın yönetmeni gazetesine ilan alabilmek için bir devlet bakanı'nın önünde diz çökmüştü.
Bakan ona "madem ilan istiyorsun, ben devletim, devletin önünde diz çök bakalım" demişti!
Genel yayın yönetmenliği insanı bu duruma da düşürüyor işte.
Değer mi?
Değmez elbette.
Ama değer tabi diyenler de yok değil.
Mesela bir tanesi uzun yıllardır aynı koltukta. Her mevsim görevden alınıyor, yerine bilmem kim geliyor dedikoduları çıkar, ama o koltuğunu her zaman muhafaza etmeyi başarır.
Çünkü kendisi kendisini jonglör (bir tür cambaz) olarak tanımlar. Zaten istisnalar müstesna, genel yayın yönetmenliğinin cambazlıktan farkı yoktur.
Genel yayın yönetmeninin aynı anda kafasında kırk tilki dolaşmalı ve fakat bu tilkilerin hiç birinin kuyruğu ötekine değmemeli.
Çevirdiği entrikalar bırakın Bizans'ı, Sasani saraylarındakilerden bile kompleks olmalı.
Elinde çevirip durduğu topların hiç birini yere düşürmeden görevini sürdürmeli.
Onun için yayın yönetmenliği kıstasları yeniden yazılmalı ve yayın yönetmeninin görevleri arasına şu noktalar da konulmalıdır:
1-Yayın yönetmeni rüzgar karşısında kavak ağacı gibi olmalı. Rüzgar nereden eserese o yöne eğilmeli.
2-Sadece gazetesiyle değil, patronla, kızıyla, damadıyla uğraşabilmeli, hepsinin gönlünü hoş tutabilmeli.
3-Yediği fırçaların haddi hesabı olmamalı ve fakat kime dert yanacağını iyi bilmeli.
Nuh Gönültaş/BUGÜN