Eskiden ateist ve sosyalist şimdi Kürt-İslam sentezcisi
Ali Bayramoğlu, Başbakan'ın jetine binme onuruna erişmiş ender gazetecilerden biri. Bayramoğlu, özel yaşamıyla da gündeme geliyor
ONU nasıl anlatalım ki. 1956 Gelibolu doğumlu... ODTÜ Müzik Toplulukları 8. Rock Şenliği'nde yer almış müzisyen, gitarist...
David Carradine'a benzeyen sosyoloji hocası...
Yeni Yüzyıl, Yeni Bin Yıl ve Star gazetelerinden sonra Yeni Şafak Gazetesi'ne geçen köşe yazarı, aynı zamanda spor yorumcusu...
Eski sosyalist, sonra serbest piyasa ekonomisi yanlısı, bugün neo-liberal ve Kürt-İslam sentezcisi...
Kanal 7'nin eski müdavimlerinden...
İşsiz kaldığı dönemde Radikal Gazetesi'nde yazması söz konusu olmuş, hatta bununla ilgili duyurular yayınlanırken, iddiaya göre Hakkı Devrim'in “Ya o, ya ben” restiyle Doğan medyasına postu atamamış bir mağdur...
Hırant Dink'in öldürüldüğü gece ekrana çıkıp, arkadaşını anlatan ve devletin onu korumasını isteyen vefakar dost...
“Demokrasi ve siyasetten taviz vermiyoruz, kolaysa darbe yapın” diyerek darbecilere meydan okumuş bir kahraman entelektüel... “Emasya” hakkında yazdığı yazılarla hiç bilinmeyen bir oluşumu ihbar eden muhbir... Başbakan'ın jetine binme onurunu kazanmış ender gazetecilerden biri...
Marksist ve ateist Ali Bayramoğlu
Yeniçağ gazetesi yazarı Sabahattin Önkibar 31 Ağustos 2007 tarihinde şöyle yazdı:
“Tanımayanlara Yenişafak yazarı Ali Bayramoğlu'nu tanıtayım. Ali benim Siyasal'daki öğrencilik günlerimden tanıdığımdır. Ben son sınıf öğrencisiyken, o araştırma görevlisi (asistan) olmuştu... Peki nasıl mı tanırım Bayramoğlu'nu? Bize yani öğrencisine bile 'faşist' diye laf atan ve onun karşılığında yumruğu yiyen Marksist bir öğretim görevlisi olarak... Ali, Marksist ve ateistti ama lümpendi. Bağdat Caddesinde süs köpeği gezdirirdi. Onun için onu ciddiye bile almazdık... Aaaa o Ali, birden Sezen Aksu ile flörtü sonrasında adı duyuldu ve medyaya girdi. Derken Cengiz Çandar ve Yavuz Gökmen örneklerinde olduğu gibi solcu bir partneri yaşam stratejisi gereği yanından ayırmayan Fehmi Koru ile tanıştı ve Yenişafak'ta AKP'ye methiyeler düzmeye başladı. Anlamadığım, Ali gibi ateist geçmişi namlı birinin,Yenişafak gibi bir yerde nasıl yazdığıdır. Demek ki Yenişafak'ta yazmak için inanç sahibi olmak gerekmiyor, AKP yandaşlığı yetiyor. İşte bu Bayramoğlu dün TSK'ya 'sen kimsin' densizliğinde bulunuyor... Yok ben Ali'ye 'sen kimsin ulan' demeye tenezzül etmiyorum, onun o yazısını koyanları ve ardındakileri dikkatlere sunuyorum... “
O terbiyesiz çocuk yazarsa
Hakkı Devrim'in “Ya o, ya ben” diyerek Ali Bayramoğlu'nun Radikal Gazetesi'nde yazmasını nasıl engellediğine gelince...
O tarihte Radikal Gazetesi'nin genel yayın yönetmeni olan Mehmet Y. Yılmaz, 19 Haziran 2008 günü Hürriyet'teki yazısında olayı şöyle anlatmıştı:“Sabah Grubu'nun o dönemde işlerine son verdiği yazarlardan, yönettiğim gazetelere uygun olduklarını düşündüğüm ikisine, işlerine son verildiği gün Radikal'de ve yine o dönemde sorumlusu olduğum Posta'da yazmalarını teklif ettim.
Mehmet Ali Birand halen Posta'da yazıyor. Teklifimi kabul eden Ali Bayramoğlu'nun işe başlamasının engeli ise Hakkı Devrim'in 'O terbiyesiz çocuk bu gazetede yazarsa, ben yazmam' itirazı oldu. Hakkı Bey'i ikna edene kadar, Bayramoğlu Yeni Şafak'ta yazmaya başlamıştı. Cengiz Çandar ise kendisine İsmet Berkan tarafından iletilen teklifi kabul etmedi.”
İsmet Berkan'ın o dönemde Radikal'in Ankara temsilcisi olduğunu da hatırlatalım.
İkinci Cumhuriyetçi as oyuncu
Madem Mehmet Y. Yılmaz'ın yazısından söz ettik, onun 2.cumhuriyetçilerden kurduğu 11 kişilik takımla devam edelim. Takımın kalesinde Mehmet Barlas, geri dörtlüde Mehmet Ali Birand, Cengiz Çandar, Murat Belge, Mehmet Altan, orta sahada Eser Karakaş, Etyen Mahçupyan, Ali Bayramoğlu, Hasan Cemal, ileri ikilide Şahin Alpay ve Orhan Pamuk var. Ali Bayramoğlu'nun bir özelliği de Ergenekon takıntılı yazarlardan biri olması... Bütün 2. Cumhuriyetçiler gibi o da Don Kişotvari hayali değirmenlere saldırıyor. İsrafil Kumbasar 10 Temmuz 2008 günü Yeniçağ'da ilginç bir yazı yayınladı. “Bayramoğlu Ali'ye telefon eden 'üst düzey' emniyet görevlisi kim?” yazıda Ali Bayramoğu şöyle deşifre ediliyordu: “Ergenekon soruşturması ile ilgili henüz mahkemeye sunulmuş bir iddianame yok. Ama, kendilerini 'savcı' yerine koyan bazı dangalaklar, gece yatarken kafalarında kurdukları mizansenleri, sabah kalktıklarında gerçek zannedip adeta bir 'Nemçe tavuğu' gibi 'senaryo' üzerine senaryo yumurtluyorlar. Yumutlama kervanına 'iktidarın pravdası' olarak tanınan Yenişafak gazetesinin 'besleme' yazarlarından Ali Bayramoğlu da katıldı.
Hırant'ı Ergenekon öldürmüş
CIA'nın 'Türkiye bülteni' gibi hareket eden Taraf gazetesine bir röportaj veren Bayramoğlu, hiç de yenilip yutulur cinsten olmayan şu iddiayı ortaya attı:
l 'Operasyon başladıktan sonra, üst düzey bir Emniyet görevlisi beni arayarak, şöyle dedi: Hrant Dink sizin dostunuzdu, çok yakın arkadaşınızdı. Bilin ki Hrant Dink'in kanı yerde kalmadı. Ben size bir şey söyleyeyim. Hrant Dink'i bu yapı öldürdü. Hrant'ı Ergenekon örgütünün öldürdüğünü biliyoruz. Ama ispat edemiyoruz. Elimizde criminal bir delilimiz yok.'
Hızını alamayarak iddialarını şöyle sürdürdü:
l Cumhuriyet mitingleri, Malatya katliamı, Danıştay saldırısı, Hrant Dink cinayeti, Trabzon'daki papaz cinayeti hepsi Ergenekon'un işi. 28 Şubat'ta ülke çapında çok sayıda sivil toplum örgütü kurdurup sivil alana yayıldılar. Ergenekon'un bir de cinayet çeteleri var. Yani bu yapı hem kendine toplumsal destek oluşturmuş hem de tetikçilerden oluşan bir kuvvet kurmuş.”
Hangi amaca hizmet ediyor?
“Ali Bayramoğlu, bu iddiaları eğer 'kendi adına' yumurtlamış olsaydı eğer, 'Ali'dir, ne yapsa yeridir' deyip, güler geçerdiniz.Ancak, adam kendi ürettiği yumurtaları 'üst düzey' bir emniyet görevlisine mal ederek, 'bütün emniyet camiasını' zan altında bırakıyor.
Taraf gazetesindeki iddiaları okuyan üst düzey bir Emniyet yetkilisi, dün bizi aradı.
Oldukça sinirli bir şekilde şunları söyledi:
- 'Bırakın bir üst düzey yetkilinin, sıradan bir polis memurunun bile Ali Bayramoğlu'nu arama ihtimali yüzde sıfırdır. Herhangi bir arkadaşımızın, durup dururken, onu arayıp, henüz delil olmayan bir cinayeti bir yere bağlaması için mutlaka aklından zoru olması gerekir. İddia, tamamen bir uydurmadan ibarettir. Bizler, Ali Bayramoğlu'nun kim olduğunu, hangi amaca hizmet ettiğini çok iyi biliyoruz.
Aklınca, bu ülkenin polisini ve askerini karşı karşıya getirmeye çalışıyor. Eğer şerefliyse, kendisini arayan yetkilinin kimliğini açıklasın. Aksi takdirde kendisini müfteri ilan edeceğiz.' Şimdi Emniyet birimlerine düşen görev, bir an önce Ali Bayramoğlu'nun yakasına yapışıp, kendisinden şu soruların cevabını almaktır:
Seni gerçekten bir Emniyet yetkilisi aradı mı?
Aradı ise kimliği nedir?”
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk ve Ordu düşmanı 2. Cumhuriyetçi, mandacı
KİMSEYE küfretmiyoruz, hakaret etmiyoruz.
Yazılanları ve söylenenleri aktarıyoruz sadece...
Aşağıdaki satırlar da İsrafil Kumbasar'a ait... 10 Temmuz 2008'de Yeniçağ'da yayınlandı:
“Peki kimdir bu Ali Bayramoğlu?
Minik kuşumuz tarafından 'özel mercek' altına alınan zatın 'karın' ağrısı, Türk kimliğine karşı duyduğu husumetten kaynaklanıyor.
1979 yılında Fransa'da, Grenoble Siyasal Bilimler Enstitüsü'nde lisans eğitimi alan Bayramoğlu, Yeni Yüzyıl gazetesinde başladığı yazarlık hayatına, Star ve Yeni Binyıl gibi gazetelerde devam etti.
1994 yılında 'EMASYA' tarafından hazırlandığı iddia edilen 'Atatürk ve TSK düşmanı', 'İkinci Cumhuriyetçi', 'Mandacılar' başlıklı 'vatan haini' gazeteciler listesinin en tepesinde onun da adı vardı.
Sanalevren'de (Internet) yayın yapan bazı sitelerin düzenledikleri 'Haftanın Ali Kemalleri' yarışmasında, her nedense Ali Bayramoğlu ismi sık sık 'birinci' sırada çıkıyordu.
Peki neden?
Mesela Ali Bayramoğlu, teröristler için genel affın gündeme geldiği 9 Nisan 2006 tarihinde, örgütün yayın organı olarak bilinen Fırat Haber Ajansı'na verdiği röportajda, aynen şu ifadeleri kullanıyordu:
- 'Kürt sorununu bir Kürtlerin kültürel ve siyasi özerklik hakkı olarak tanımlarsınız, o zaman ona uygun bir paketinizin olması gerekir. İşte ne bileyim ben, önce af çıkarırsınız, arkasından mevcut örgütün ya da etrafındaki grupların bu siyaset içine katılmasını düşünürsünüz. AKP, Kürtlere ilişkin kültürel haklar konusunda ataerkil ve muhafazakâr bir parti.”
--------------------------------------------------------------------------------
Muhtaçlara Amerikan yardımı!
HÜRRİYET'İN eski yazarlarından Emin Çölaşan'ın 6 Kasım 2001 tarihli yazısı şu cümlelerle başlıyordu: “Pazar günkü yazımda, Türkiye'de Kürtçülük, bölücülük yapan, Atatürk'e söven, şeriatçılık peşinde koşan, bir bölümü de İkinci Cumhuriyetçi olan bazı kimselere dağıtılan dolarlardan söz etmiştim. Bu dolarları onlara bir Amerikan vakfı veriyordu. Elimdeki listeyi 'Muhtaçlara Amerikan Yardımı' başlıklı yazımda, pazar günü sizlere iletmiştim.”
Çölaşan, bu “giriş”in ardından sözünü ettiği “Muhtaçlar” listesinde yer alanları bir kez daha sıralıyordu: “Ahmet Altan, Ragıp Duran, Ertuğrul Kürkçü, Işık Yurtçu, Ayşenur Zarakolu, Recep Maraşlı, Nadire Mater, Şanar Yurdatapan, Mustafa İslamoğlu.” Çölaşan, bu kişilere sorular sorduğunu ve yanıt beklediğini de hatırlatıyordu. İşte, “diğerlerinden” ses gelmemiş ama Şanar Yurdatapan'dan bir açıklama gelmişti.
Yurdatapan'ın Çölaşan tarafından “özetlenen” açıklamasında, söz konusu kurumun Human Rights Watch olduğunu belirtiliyor ve bu kurumca her yıl verilen Hellmann Hammett ödülüne bugüne kadar Türkiye'den layık görülenlerin listesi yer alıyordu. Uzun bir liste; 1991'den 2001'e kadar, Çölaşan'ın ifadesiyle “Türkiye'de bu 'ödülü' hak edenlerin” listesi.
1998'de “ödül alan” 10 kişi ve kurumun içinde Ali Bayramoğlu'nun adı da var...
Çölaşan, Yurdatapan'ın ulaştırdığı listeyi şöyle yorumluyordu: “Görüyorsunuz, 'ödülcülerin' büyük çoğunluğu Kürtçü ve PKK yandaşı-eski Marksist-şeriatçı üçlüsünden ve onlarla işbirliği yapan entel-liboş takımından oluşuyor. Onları birleştiren ve yakınlaştıran en önemli unsur Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlığı.”
Halka ve Olaylara Tercüman