Sizin de hiç sevdiğiniz yazım yanlışlarınız oldu mu?
Bugün Sırp kasabı Radovan Karadziç'in yakalandığı haberini okuyunca...
1997'lerde bir haberde yaptığım, ama daha sonra çok sevdiğim o yazım yanlışı aklıma geldi.
Yeni yetme bir gazeteci olarak Radovan Karadziç'in kurbanları ile ilgili bir haber yazmıştım.
Sonrasında farkettim ki, Karadziç'i "Karadz.iç" olarak yazmışım.
O an bir iki saniye duraksadım öylece... Kalbim göğüs kafesimi kırıp dışarı çıkacakmış gibi atıyordu.
"Acaba bu tashihi düzeltmesem mi?"
Düzeltmeden öylece kalakaldım haberin başında...
"Düzeltmesem ne olur ki?"
Heyecanım geçtikten sonra bu ikircikli durum benim için tatlı bir oyuna dönüştü. Kin, nefret ve öfke duygularını tatmin etme imkanı sunan tatlı bir oyundu bu...
Neyseki haberi havuza atmam için yeterince vaktim vardı.
Önce tecavüze uğramış müslüman bir Boşnak kızın rahminde dolaşan Sırp'ın piç dölü geldi gözlerimin önüne...
Sonra çığlıklar, gözyaşları...
Ve sonra karınları deşilen kadınlar...
Kurşuna dizilen erkekler...
Dilinin ucunda kelime-i şehadetle, kendi ölümlerine şehadet eden delikanlılar...
Ve sonra toprağa gömülen o insanlık ayıbı...
Her şeyden önce ayıptı.
Sonra günahtı, sonra suçtu, sonra şerrrefsizlikti ve sonra...
Ve sonra tüm bu olup bitenler .içlik değil miydi?
Boynuna kementi geçiren bir suçluyu izler gibi bakıyordum o yazım yanlışına...
Adalet için ölüm isteyen bir arzu vardı içimde...
Acaba o yazım yanlışını düzeltmek affetmek mi olacaktı?
Belki çocukça gelebilir tüm bunlar ama...
Karar vermek ve kendimi ikna etmek o kadar güç oldu ki...
Sonra...
Elbette o tecavüze uğramış, o öldürülmüş binlerce Boşnak'ın tevekkül duygusuna sığınarak, o yazım yanlışının öznesi olmaktan kurtardım o Sırp kasabını...
O artık, adı konulmamış bir vahşetin döllediği bir caniydi benim gözümde...
Yıllardır ne vakit Bosna dense, ne vakit o unutulmaz vahşetten söz açılsa benim aklıma işte düzelttiğim o yazım yanlışı gelir. Ve neden bir türlü yakalanamadığı sorusu...
Karadziç yakalandı işte...
Onun maharetiyle öldürülüp toplu mezarlara gömülen 8 bin Boşnak erkeğin öcü...
Tecavüze uğramış, öldürülen binlerce Boşnak kadının intikamı alınabilecek mi?
Oluşturduğu güvenli bölgede bunların olmasına göz yumanlar mı şimdi sağlayacak adaleti?
Kim?
Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi, ona vereceği hangi cezayla vicdanları rahatlatacak acaba?
Onun da bir canı var. Aldığı binlerce cana karşılık sadece bir canı...
Neyse ki cehennem var ama...
Zalimler için yaşasın cehennem!