Reklam VerinKünyeİletişimGiriş Sayfam Yap
Ana Sayfaya Git
Yazı Karakteri Boyutu:
   
29 Temmuz 2008 Salı 15:30
  Seyhan Sevinç
  
Terör ve ölüm!
     Dün Güngören'de...
     O sokaklarda acının ve gözyaşının izini sürerken aklımdan birçok soru geçti.
     Ve hiçbirinin bir yanıtı yoktu.
     Ölümü, terörü, kaderi ve öte dünyayı düşünüp durdum öylece...
     Hayatın içinde "doğmak" varsa "ölmek" de var elbette...
     Fakat her ölüm bir midir? 
     Dilinin ucunda kelime-i şehadetle ölümü beklemek ve yüzlerce tövbe ile, Allah'ın rahmetine sığınarak Azrail'in yolunu gözlemekle...
     Bir gülücüğün, hesapsızca atılmış bir kahkahanın, yarına dair kurulan bir düşün tam orta yerinde ölüme yakalanmak aynı şey midir?
     Güngören'de...
     Filiz İkiz, sekiz aylık hamileydi, 13 gün sonra bebeği doğacaktı. Onun için mavi, minik eldivenler almıştı, evine dönecekti ki...
     Olmadı.
     Önce o doğmamış bebek öldü, sonra da annesi...
     Şeyma Özkan, bir yanında annesi, diğer yanında babasıyla, ilk patlamayı duyar duymaz 3. kattaki evlerinin balkonuna çıktı.
     Annesi, "Yok, bir şey yok tatlım" diyerek onu çağırdığında, küçücük kalbi heyecanla çarpıyordu. 
     İki saniye sonra ikinci patlamayla bir şarapnel parçası Şeyma'nın o çarpan minicik kalbini parçaladı...
     Nasıl olur ki?
     Annesi inanamadı ama...
     Ya 3 yaşındaki Aleyna ile 5 yaşındaki Taha'ya ne demeli?
     Onlar da dondurma almak için çıkmışlardı, anne anneleriyle... Ölümün soğuk nefesi, onların o küçücük yüreklerini de nefessiz bıraktı.
     Başka biri orada tekerlekli sandalyede ekmek parası için çalışırken, bir diğeri evine ekmek götürürken... Bir diğeri de kuş yemi almış evine dönecekti ki...
     Evinin balkonundaki o kuş korkuyla kanat çırptığında, sahibi çoktan öte dünyaya uçmuştu.
     Bu ölüm, normal bir ölüm müdür şimdi?
     Birbirini hiç tanımayan insanlar aynı kaderin ortağı olabilirmiş demek ki...
     O ortak kaderden herkese eşit hisseyle ölüm düştü sadece...
     Geri kalanlara da ömürlük bir acı... 
     Ölmek ölen için farklı farklı olabilir ama geride kalanlar için hep aynıdır.
     Acı ve gözyaşı... 
     Ve yürek ağrısı...
     Bazen bir ölüm anında, geride kalana biçilen rolü düşünüyorum da...
     Galiba ona biçilen rol, gidenin bıraktığı acıya bekçilik etmektir.
     Her ölüm yıldönümünde aynı yasın elbiselerini kuşanıp giyinmemizin nedeni bu değil mi?
     O kor'u sürekli canlı tutmak için değil mi, dinlediğimiz o şarkılar, yaktığımız o ağıtlar?
     Hepsi acıyı sahiplenmek ve onu korumak içindir.
     Çünkü gideni kalbimizde yaşatan şey duyduğumuz acıdır. Ne kadar acı çekiyorsak o kadar yaşatıyoruzdur, ölümün bizden alıp gittiğini...
     Dün bütün o olup bitenden ve beni, acıya tanıklık eden o sokak aralarında yakalayan tüm o sorulardan çıkardığım sonuç işte buydu.
     Başka bir şey daha vardı elbette: Galiba kurban seçilmek ile ölmek de aynı şey değil.
     Güngören'de gidenler kurban seçilenlerdi. 
     Hangi kutsal yaratıcıya, hangi kutsal dava için kurban edildi onlar, bilen var mı?
     Terör, eyyy terör!!! 
     Azrail'in gözüne bakarak ölümü beklemek varken, bir kahkahanın tam orta yerinde masum bir insanı öldürmek de ne?
     Artık yetmedi mi?
 
Yukarı Git
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Çıktı Al
Toplam (2) adet yorum yapılmıştır
eylem serinyel   insanlığa yakışmıyor bu tür saldırılar! insan olma
insan olmak bu kadar zor değil.parada vermiyorsun insan olmak için neden bu insani davranma konusunda cimriyiz alt tarafı saygı ve sevgi vereceksin.sevmiyorsanda ilgilenme devam et yoluna.ama insanları öldürerek göz dağı vermek nedir?Güngörendeki patlamada birçok insan birinci patlamanın ardından yaralı ya da ölü vardır yardım edelim düşüncesiyle patlama yerine gider ama hainler bu ihtimalide göz önünde bulundurarak ikinci bombayı da patlatırlar.korku buram buram kokuyordu televizyon görüntülerinde.Yeşil tişörtlü, 1.70 boyunda, kirli sakallı bombayı koyan bu haindir bu adama dikkat edin! Bombayı koyan yeşil tişörtlü hainde yakalanır, diğer saldırganlarda ama ya kökü... onu bulmaları lazım insanların huzurla ölmeleri icin.artık bu hain saldırıları durdurmak için. Bizim gözümüz değil onların gözlerini korkutmak için kökünü bulmalılar.Başucunda anne beni bırakma haykırışlarıyla değil dualarla uğurlanmalı.Eceli gelenin başucunda bekleyen su veren olmalı... haykırışlarla, göz yaşlarıyla ya da kanın gövdeyi götürdüğü yerde değil beyaz çarşaflı yatağında huzurla ölmeli insan. Dediğiniz gibi Seyhan bey Azrail'in gözüne bakarak ölümü beklemek varken, bir kahkahanın tam orta yerinde masum bir insanı öldürmek de ne?
BARAN ateş   terörün dili dini ırkı yok!
Sayın Seyhan bey, yazılarınızı beğenerek okuyorum. Bir takım kişiler çıkarları için dünya üzerindeki masum insanları katletmeye devam ediyor! Ama diyicek tek söz şu AŞİTİ- BARIŞ- PEACE-WE WANNA PEACE, DONT KILL INNOCENT PEOPLE!
Yazarın Diğer Yazıları

Türkiye'nin en iyi gazetesi sizce hangisidir?
Posta
Zaman
Hürriyet
Sabah
Fotomaç
Fanatik
Takvim
Milliyet
Vatan
Akşam
Sözcü
Türkiye
Güneş
Star
Yenişafak
Cumhuriyet
Fotospor
Yeniçağ
Vakit
Foto Gol
Milli Gazete
Şok
Yeni Asır
Bugün
Radikal
Taraf
Tercüman
Referans
Yeni Asya
Ortadoğu
Evrensel
Birgün
Dünya
Yeni Mesaj
Todays Zaman
T. Daily News
Hürses
Önce Vatan
    Tiraj
    16.09.2008
    1- POSTA
    638.247
    2- ZAMAN
    628.636
    3- HÜRRİYET
    535.574
    4- SABAH
    384.715
    5- P.FOTOMAÇ
    262.763
    6- FANATİK
    227.174
    7- TAKVİM
    212.098
    8- MİLLİYET
    203.294
    9- VATAN
    193.712
    10- AKŞAM
    171.981