Anayasa Mahkemesi'nin AK Parti hakkında verdiği karar bir kesimi sevindirdi, bir kesimi de ciddi oranda hayal kırıklığına uğrattı.
Krizden medet umanlar, AK Parti'yi gerçekten bir tehlike olarak görenler ile kendi doğrusu dışında başka hiçbir fikre tahammül edemeyen cellat ruhlu gerici militanlar çok üzüldü.
Doğrusu üzülsünler de...
Eğer AK Parti kapatılsaydı, hükümet düşecek, Cumhurbaşkanı'nın meşruiyeti sorgulanır hale gelecekti.
Türkiye, 80 yıllık tarihinin en alışılmadık kaosuna bugün itibariyle yelken açmış olacaktı.
Yani zavallı halkımız dün fakirken bugün fakirin fakiri olarak gözlerini açacaktı bu yeni dünyaya...
Türkiye en az bir 20 yıl daha kaybedecekti.
Kim kazanacaktı peki?
Krizden beslenen akbabalar elbette...
Ama olmadı, sevinçleri kursaklarında kaldı.
Bu karara sevinenler de...
Ülkenin kaosa ve krize sürüklenmesini istemeyen aydınlık beyinler, vicdan sahipleri, demokratlar, liberaller ve AK Parti tabanı...
Diğer herkes açısından bu karar elbette bir mutluluk kaynağıdır...
Neticede milli iradeye yargı yoluyla tekel konulmamış, en açık ifadeyle Türkiye bir yargısal darbe riskini bu kararla bertaraf etmiştir.
Demokratlar, liberaller, aydınlık beyinler buna sevinmeyecekler de, neye sevinecekler Allah aşkına...
Fakat...
Sözkonusu olan AK Parti ve tabanı ise; bence onların da mutluluk denen şeye biraz itidalli yaklaşmalarında fayda vardır.
Çünkü...
Bu karar tabanın, AK Parti'ye oy verme nedenlerini ciddi oranda ortadan kaldırmıştır.
AK Parti'ye oy verenlerin önemli bir bölümü bu parti, kat sayı adaletsizliğini, asrın en gerici yasağı olan başörtüsü yasağını ve din ve fikir özgürlüğü önündeki engelleri ortadan kaldıracak beklentisiyle bu partiye oy verdi.
Tabii yüzde 47'nin tümünün bu nedenle oy verdiğini söylemek abes olur.
Bu yüzdelik içinde yer alanların en az yarısı her zaman iyi giden ekonomiye, istikrara ve güvene oy vermişlerdir. Onların partisi güven ve istikrardır.
Yüzde 47'nin geriye kalanı ise AK Parti'nin kendi tabanıdır.
Ve bu taban için de başörtüsü yasağı, kat sayı adaletsizliği, din ve fikir hürriyeti gibi sorunlar önemlidir.
Anayasa Mahkemesi, kapatma kararı vermese de, AK Parti'nin "Laiklik karşıtı faaliyetlerin odağı olduğu" yönünde karar vermiştir.
Bu karar, AK Parti'nin üzerinde demoklesin kılıcı gibi sallanacaktır. Bu parti değil yüzde 47 ile, yüzde 60'la bile gelse artık rahat rahat kendi tabanının gönlünü rahatlacak türden icraatlara tevessül edemeyecektir.
Zaten adı çıkmış laiklik karşıtı odağa... Zaten ortada böyle bir Anayasa Mahkemesi kararı var, AK Parti hangi cesaretle başörtüsünü, katsayıyı, din ve fikir özgürlüğü gibi sorunları gündemine taşıyacak ki?
Çözmeye kalkışsa Abdurrahman Yalçınkaya yeniden devreye girer. Yeni bir kapatma davasının açılmayacağı garantisini kim verebilir?
Nasılsa Google var, iş o kadar kolay ki...
Dolayısıyla bu kararla birlikte, AK Parti'nin başörtüsü ve katsayı sorununu çözmesi ihtimali tarihe karışmıştır.
Ve bu nedenle de, tabanının bu partiye oy verme nedeni de ortadan kalkmıştır.
Onun için AK Parti ve tabanı bu karara sevinecekse eğer bunu gözden kaçırmamalıdır.
Peki bu anlamda bu karar kime yarar?
Elbette başörtüsü, katsayı gibi sorunları çözme konusunda halkı ikna edecek samimiyeti ortaya koyacak olanlara...
Bunlar kim mi?
Parti adı istemeyin lütfen!
Son söz:
Türkiye demokrasiyi içselleştirecektir. Belli kesimlerin ciddi sindirim sorunları var ama...
Ahmaklığın dışında her şeyin vardır bir çaresi...