![]() |
|
Nedense Hüseyin dendiğinde benim aklıma Kerbela’da vahşice katledilen torun Hüseyin gelir. Dede Peygamberin sırtına binip at gibi sürerek oyun oynadığı günlerden; inanların arasındaki ihtilaflardan dolayı başının kesilerek sarayda sergilendiği günler boyunca, Müslümanlar için akıl almaz olaylara şahit olunulmuştur. Bu olayların sonucunda İslam ailesi birbirinden nefret eden üvey kardeşler sorununu bir türlü çözememiştir.
Kerbela’da katledilen Hüseyin, sonrasında mazlum insanların bir simgesi olmuş, Hallaç, Şems gibi aşk şehitleriyle birlikte anılır olmuştur. Dolayısıyla İslam coğrafyasında Hüseyin dendi mi sevgi ve merhamet karışımı bir ah ile anar onu sevenler.
Şimdi haberlere düşmüş bir çok Hüseyin arasından biri var ki, gerçekten tasvir etmek için kullanılan kelimelerin her birinin kifayetsiz kaldığı bir tablo ile karşımızda duruyor. Kendi ifadesi ile “Bir kurşun attık 56 yıldır yere düşmedi” seviyesinden, küçücük bir kıza “Haftaya gelir şey ederiz” seviyesine düşmüş bir şahsiyet olarak ne desek yerine oturmuyor. “Hu dönüşü” yaparak Müslüman camianın içine dalan kişilerin ne kadar çok itibar ve kıymet verildiğini hepimiz biliriz. Aslında bu tür olayların tetiklenmesinde bu şahıslara bahşedilen bu itibarın katkısı da çok. Camia ekonomik, siyasi ve kültürel gelişimiyle birlikte böylesine dengesiz olayların kendi içinden çıkmasına engel olamıyor. Çünkü bu olay sadece bu vakayla sınırlı değil. Başka örnekler mi isterseniz, sürüsüne bereket.
Dindarların takip ettiği gazetelere otomobil ve ev reklamlarıyla sayfalar dolusu yer kapan bir başka Hüseyin daha bilirim. En yakınındaki adamının, soförünün anlatımı ve şahitliğiyle, ‘Burs verdiği üniversite kızlarını’ yatağına atmaktan çekinmeyen paralı bir ağabeydir kendisi. Üniversite hayali için yatağına girmeyi göze almayan kızları nasıl burs listesinden hemen çıkarıverdiğini de anlatır şöförü bu kadar zulme dayanamayıp yanından ayrıldıktan sonra. Daha başka örnek ister misiniz?
Çocuklarını muhafazakar ve güvenilir bulduğu ve mütevelli heyetinin hacılardan, ilim sahibi insanlardan oluşan bir kolejimizin öğretmeni, kolejdeki çocuklarla “çocuk pornosu” yapıp internette yayınlarken de Hüseyinler iş başındadır. O minnacık yürekleri Kerbeladaki Hüseyin gibi beyaz bir ölüm vadisinde koparılan o çocuklarımız gözyaşları içindeyken bu ileri teknoloji sahibi öğretmenimiz 2 yıl yattıktan sonra dışarı çıkmış ve kim bilir hangi maske ile günahsız yavruların ruhunu ve bedenini kirletmeye devam ediyor şimdi. Otel odalarında porno yayın seyreden profesörü olan kitlenin öğretmeni de çocuk pornosu yapmış, çok mu derseniz, “çok hemde çok” derim ben.
Sevda Türküsev’in kulakları çınlasın. Muhafazakar Çapkınlar’ı yazdığında herkes O’na, İslami camiayı içten çökertmeye çalışan bir hain gözüyle bakarken, O ısrarla “Tanık olduğu yanlışlıkları düzeltmek için rahatından fedakarlık yapıp yazdığını” söylüyordu. Keşke şimdi de elini taşın altına soksa ve “Muhafazakar Sapıkları” yazsa. Yazsa da biz bilsek, muhafazakar geçinip, dinin imkanlarından kafasına göre yararlanan sapık ruhlu ağabeylerimizi bir temaşa etsek. Gerçi yine kötü olan, hain olan bunları ifşa edenler olur ama, en azından belki, korkusundan bazıları iş yapamaz hale gelir.
Rikkatli bir kalbe sahip herkesi; Kerbela’da başı kesilen Hüseyin’in dökülen kanı, ne kadar mutedil ne kadar kırılgan yapıyorsa, başka Hüseyinlerin torunları yaşındaki kızlar için döktüğü spermlerde, bir o kadar nefretengiz, bir o kadar aşağılayıcı etki yapıyor. Kerbelada yitip giden Hüseyinler insanların kalbinde tekrar tekrar aşkla dirilten, harami yataklarda yitip giden Hüseyinler için ebedi bir hüsrandan başka ne olur dersiniz?
Muhafazakar ve dindar camianın en büyük sorumluluklarından biri de, biran önce sırtındaki Hüseyinlerden kurtulmasıdır. Kimileri çocuklarının bedenlerine musallat olurken, çoğunluğu da ruhlarına, kalplerine, vicdanlarına musallat olmaktadırlar.
Hangisi daha alçakça ve daha haince dersiniz…