![]() |
|
Millet olarak çok şükretmemiz gereken bir şey var. O da uzun süre bir başka ülkenin / milletin sömürgesi ve işgali altında kalmamız. Sömürülmüş ve işgal edilmiş Müslüman milletler bağımsızlıklarıyla birlikte içlerindeki enerjiyi de kaybetmişler. Milletçe ruhlarının özgürlük bayraklarını yerlere indirtmişler. Fas biraz da böyle bir ülke. Uzun süren Fransız işgalinden sonra sözde bağımsızlıklarını yaşasalarda henüz bireysel ve toplumsal olarak özgür sayılmazlar. Oradaki ahlaki ve sosyal çöküşü görmek bizim içimizi kanattı.
Fransızlar yıllar boyunca bizi Fas’lılara “Türkiye de daha çok Ermeniler yaşıyor, Türkler onlara baskı yapıyor.” şeklinde anlattığı için Türk olduğumuzu anladıklarında ilk soruları “Müslüman mısınız?” Müslüman olduğumuzu söyleyince de mutlu oluyorlar. 600 yıllık Osmanlı’nın mirasını taşıyan bizler için ne acı bir durum…
Fas’ın ilk kuruluş dönemlerinde yönetildiği Fes şehri oldukça güzel bir şehircilik örneğini içinde barındırıyor. Orayı görünce ‘Biz neden Söğüt’ü Domaniç’i böyle bir turizm cenneti haline getirmiyoruz!’ diye üzülmedim desem yalan olur.
Fas yollarında yaptığımız yolculuk boyunca gözlemlediklerimiz o kadar çok ki, bir yıl boyunca yazsak yine de bitiremeyiz. Özetle Fas Türkiye’nin 15 - 20 yıl öncesinden bize seslenen bir kardeş ülke. Krallıkla yönetildiği için içinden bir Menderes, bir Özal çıkarıp da modernleşme konusunda hızlı adımlar atabilirler mi bilemeyiz. Ama güçlü bir ülke olmamız için Azerbaycan’a ne kadar yakınsak Fas’a da o kadar yakın olmalıyız. Hem kardeşlikte hem dostlukta hem de ticarette ve siyasette...
Geçen yazıdan kalan notlarım da bunlardır:
Hakan Albayrak’la Fas’ta bir türlü buluşamasakta, sonunda havaalanında aynı uçak için sıra beklerken bir araya gelebildik. İşlerini bitirip yurda dönen Albayrak ve ekibinin neler yaptığını seyredince anlayacağız artık.
Kazablanka’dan Fes’e giderken selden dolayı trende 4 saat mahsur kaldığımızda Faslılar geçirdiğimiz eğlenceli saatler ve herkeste ne varsa ortaya konularak yaptığımız iftar, benim için bu yolculuğun en güzel günü oldu. Anladık ki, sel ve su basma işleri, dünyanın bir ucuna da gitsekte yakamızı bırakmayacak.
Arap dünyasında ki Türkiye dizilerine olan hayranlığı bilmeyenimiz yok. Taksicisinden garsonuna kadar herkes bizim dizileri konuşuyor. Hatta bir bakanın önemli bir toplantısına diziyi kaçırmamak için geç katılmasını. Sadece halk değil, belki kral kraliçe bile bu dizilerin takipçisi. Keşke güzel bir Türkiye tanıtımı için bunu kullanabilsek.
Rejim yapanların Fas’a bir uğramasında fayda var. Bol yağlı et yemekleri ve bizim damak tadımıza pek uymayan bitki ilavelerinden dolayı çokça aç kalınan bir yer olduğu için doğal bir rejim ortamı. Tabi ki festfudcularla kaçamak yapmamak şartıyla.
adem@gencgelisim.com