Reklam VerinKünyeİletişimGiriş Sayfam Yap
Ana Sayfaya Git
Yazı Karakteri Boyutu:
   
21 Ekim 2008 Salı 17:58
  Seyhan Sevinç
  
Bu Ülke, Susurluk, Ergenekon!
     Hiç unutmam üniversitede elime aldığım ilk kitap Cemil Meriç'in Jurnal-1 adını taşıyan kitabıydı.
     O kitabı okuduktan hemen sonra da elime bir başka kitabı, "Bu Ülke" geçti.
     Kitabı elime aldığımda kapağına bakıp sayfaları arasında dolaşmadan kendi ülkem üzerinde uzun uzun düşünmüştüm.
     Ne ülkeydi ama?
     Yıl 3 Kasım 1996... Bu ülke, bir kamyonun altında enkaza dönmüştü. Enkaz kaldırıldıkça altından başka bir şey çıkıyordu. Adına da "derin devlet" diyorlardı, bir kamyonun altında can veren o mevtaya...
     Derin, çok derin hem de...
     Anlamaya çalışıyordu herkes: Bir devletin içinde başka bir devlet nasıl olur? Ve bu devlet nasıl bir devlettir ki, aynı makam arabasının içinde hem bir polis müdürünü, hem devletçe aranan bir tetikçiyi hem de bir milletvekilini birlikte taşıyordu.
     Nasıl olur bu?
     Olur mu, olur!
     "Bu Ülke"nin rahminde yaşam süren bu "derin devlet"i kim döllemişti acaba, kimdi bu baba?
     Hiç bilinemedi.
     İttihat Terraki denildi, Özel Harp Dairesi denildi, başka şeyler... Kurum adları çoktu da, bunları temsilen gerçek bir kişi ismi hiç anılmadı.
     Anıldıysa da...
     "Bir Numara" hiç ortaya çıkmadı.
     Bazı küçük aktörlerin ismi ortada dolandı. Lakin benim ülkem bunlara sözünü geçiremedi. 
     Misal Veli Küçük, TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu'na çağırıldı ama gitmedi.
     Dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan tüm olup bitenlere "fasa fiso" demişti ya, Veli Küçük neden gitsindi ki...
     Protestolar düzenlendi, sloganlar atıldı. Sürekli aydınlık için bir dakika karanlık eylemleri yapıldı ama...
     Sonuç tam da Erbakan'ın dediği gibi bir "fasa fiso"dan ibaret kaldı.
     Aradan 10 yılı aşkın süre geçtikten sonra "derin devlet" bir kez daha bu kez bambaşka bir isimle, "Ergenekon" adıyla gündemimize girdi.
     Davanın ilk duruşması yapıldı. Daha doğrusu yapılamadı...
     "Bu Ülke" böyle bir ülkedir işte?
     Susurluk sürecinde "yargılayacak adam" bulunamamıştı bu ülkede... 
     Şimdi elde "yargılanacak adam" var ama onların yargılanmasının yapılacağı bir salon yok ortada...
     Susurluk'ta iktidar avukatlığa, sol muhalefet savcılığa soyunmuştu. Şimdi ise tam tersi oldu.
     O dönem sürekli aydınlık için bir dakika karanlık eylemi yapanların çoğu şimdi sürekli karanlık için çırpınıp duruyor...
     Var mı bu ülkenin bir benzeri sizce?
 
Yukarı Git
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Çıktı Al
Toplam (3) adet yorum yapılmıştır
metin yıldırım   Benzeri yok
Benzeri olmayan bir ülkede yaşamak, sürekli değişen gündemle dumura uğramak kolay değil elbette ama benim merak ettiğim şu: Neden avukatlarla savcılar yer değiştirdi. Susurluk Vakası'nın üzerine gidilmesini isteyenler, ne oldu da bugün Ergenekon Davası'nı küçümsemeye başladılar. Yetmedi bununla dalga geçmeye başladılar. Çok merak ediyorum bunun nedenini, cidden.
ufuk aydın   Kara Yaz!
"Kara yaz karanlık yaz Rıhtıma varmayan ceset elbette hatırlanmaz".Ceset sahile vursun.Ki yaşadıklarımızı herkes hatırlasın ibret alsın ve masmavi bir gelecek düşünebilsin.Çabalarınız için teşekkürler.
serap   yeniden
Seyhan Bey, yazılarınızı yeniden görmek ne güzel. İnşallah artık ara vermezsiniz. Hoşgeldiniz.
Yazarın Diğer Yazıları

Türkiye'nin en iyi gazetesi sizce hangisidir?
Posta
Zaman
Hürriyet
Sabah
Fotomaç
Fanatik
Takvim
Milliyet
Vatan
Akşam
Sözcü
Türkiye
Güneş
Star
Yenişafak
Cumhuriyet
Fotospor
Yeniçağ
Vakit
Foto Gol
Milli Gazete
Şok
Yeni Asır
Bugün
Radikal
Taraf
Tercüman
Referans
Yeni Asya
Ortadoğu
Evrensel
Birgün
Dünya
Yeni Mesaj
Todays Zaman
T. Daily News
Hürses
Önce Vatan
    Tiraj
    16.09.2008
    1- POSTA
    638.247
    2- ZAMAN
    628.636
    3- HÜRRİYET
    535.574
    4- SABAH
    384.715
    5- P.FOTOMAÇ
    262.763
    6- FANATİK
    227.174
    7- TAKVİM
    212.098
    8- MİLLİYET
    203.294
    9- VATAN
    193.712
    10- AKŞAM
    171.981