Hiç unutmam üniversitede elime aldığım ilk kitap Cemil Meriç'in Jurnal-1 adını taşıyan kitabıydı.
O kitabı okuduktan hemen sonra da elime bir başka kitabı, "Bu Ülke" geçti.
Kitabı elime aldığımda kapağına bakıp sayfaları arasında dolaşmadan kendi ülkem üzerinde uzun uzun düşünmüştüm.
Ne ülkeydi ama?
Yıl 3 Kasım 1996... Bu ülke, bir kamyonun altında enkaza dönmüştü. Enkaz kaldırıldıkça altından başka bir şey çıkıyordu. Adına da "derin devlet" diyorlardı, bir kamyonun altında can veren o mevtaya...
Derin, çok derin hem de...
Anlamaya çalışıyordu herkes: Bir devletin içinde başka bir devlet nasıl olur? Ve bu devlet nasıl bir devlettir ki, aynı makam arabasının içinde hem bir polis müdürünü, hem devletçe aranan bir tetikçiyi hem de bir milletvekilini birlikte taşıyordu.
Nasıl olur bu?
Olur mu, olur!
"Bu Ülke"nin rahminde yaşam süren bu "derin devlet"i kim döllemişti acaba, kimdi bu baba?
Hiç bilinemedi.
İttihat Terraki denildi, Özel Harp Dairesi denildi, başka şeyler... Kurum adları çoktu da, bunları temsilen gerçek bir kişi ismi hiç anılmadı.
Anıldıysa da...
"Bir Numara" hiç ortaya çıkmadı.
Bazı küçük aktörlerin ismi ortada dolandı. Lakin benim ülkem bunlara sözünü geçiremedi.
Misal Veli Küçük, TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu'na çağırıldı ama gitmedi.
Dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan tüm olup bitenlere "fasa fiso" demişti ya, Veli Küçük neden gitsindi ki...
Protestolar düzenlendi, sloganlar atıldı. Sürekli aydınlık için bir dakika karanlık eylemleri yapıldı ama...
Sonuç tam da Erbakan'ın dediği gibi bir "fasa fiso"dan ibaret kaldı.
Aradan 10 yılı aşkın süre geçtikten sonra "derin devlet" bir kez daha bu kez bambaşka bir isimle, "Ergenekon" adıyla gündemimize girdi.
Davanın ilk duruşması yapıldı. Daha doğrusu yapılamadı...
"Bu Ülke" böyle bir ülkedir işte?
Susurluk sürecinde "yargılayacak adam" bulunamamıştı bu ülkede...
Şimdi elde "yargılanacak adam" var ama onların yargılanmasının yapılacağı bir salon yok ortada...
Susurluk'ta iktidar avukatlığa, sol muhalefet savcılığa soyunmuştu. Şimdi ise tam tersi oldu.
O dönem sürekli aydınlık için bir dakika karanlık eylemi yapanların çoğu şimdi sürekli karanlık için çırpınıp duruyor...
Var mı bu ülkenin bir benzeri sizce?