Türk medyası kavram üretme konusunda olabildiğine mahirdir. Bir de elbette slogan konusunda...
Son günlerin favori kavramı da, "derin gazeteci!" ya da "derin ilişkileri olan muhabir" kavramıdır.
Bu ne demekse artık?
"Derin gazeteci" denilirken acaba bir de "sığ gazeteci" olduğu savı mı vurgulanmak isteniyor burada? Düz mantıkla hareket edeceksek eğer, bu sonuç ortaya çıkıyor.
Farklı farklı gazeteci türleri de var mıdır?
Hazır, "yüzey" kavramı üzerinde bir literatür oluşturmaya başlamışken...
Mesela denizin dibi "derin"dir. Ama en dibi de "çamur"dur.
Buradan hereketle "çamur gazeteci" gibi bir kavramsallaştırmaya haydi haydi gidilebilir değil mi?
İşin şakası bir yana...
Derin devleti olan ülkenin "derin ilişkileri olan gazetecisi" ya da "derin muhabiri"nin olması kadar doğal bir şey yoktur.
O nedenle...
Bu türden kavramsallaştırmalar aslında doğaldır.
Gazeteciliğin hammaddesi bilgidir.
Gazeteci bu bilgiye "istihbarat mekanizmasını işleterek" ulaşır.
Onun için istihbarat kaynakları sonsuzdur. Bir köylü, bir işçi, bir dişçi, amir, memur, katil, maktul yakını, sivil, şerefli, şerefsiz... Aklınıza gelebilecek herkes bir gazeteci için istihbarat kaynağıdır.
Gazeteci bu istihbarat kaynakları üzerinden ulaştığı bilgiyi alıp haber yapan ve geçimini "habercilik yaparak sağlayan" kişidir.
Bu normal gazeteci tarifidir.
Bu tarifin içine "derin gazeteci" de girer mi, elbette hayır...
Peki "derin gazeteci" kimdir?
Gazetecilik bilinen klasik deyimle "bir mesafe ve temas mesleği"dir.
"Derin gazeteci" öncelikle bu altın kuralı ihlal ettiğine inanılan kişidir.
O genelde legal düzeyde "asker", "istihbarat birimleri", "asker uzantılı" odaklar, illegal düzeyde de çete, mafya gibi odaklar tarafından enforme edilir.
Derin ilişkileri olan gazeteci, 'derin' odaklarla ilişki içinde olan yarı gazeteci yarı "görevli" kişidir.
İlişkide olduğu odaklar nedeniyle "derin ilişkileri olan gazetecidir", üstlendiği görev nedeniyle de "derin gazeteci"dir.
Yani temas ve mesafe dengesini iyi koruyamayan gazeteci demektir aslında...
Peki bu saydığımız odaklarla normal gazeteci de ilişki kuramaz mı?
Elbette kurabilir. Ama temasa girerken belli bir mesafeyi de korur.
Bir zamanlar medya eleştirmeni Ragıp Duran, "Apoletli Medya" adında bir kitap yazmıştı.
Bu kitapta dolaylı da olsa "derin gazeteci" tanımına dair müthiş tespitler vardır.
Oraya bakılarak daha net bir çözümleme yapılabilir ama...
Adı "derin gazeteci" olarak öne çıkmış olanların hangi derinliklerde yüzdükleri ve aslında görevlerinin ne olduğu yine kendilerine bakılarak kolaylıkla çıkarılabilir.
Hatırlarsanız Ergenekon operasyonu sürecinde Veli Küçük'ün evinde bir liste çıkmıştı.
O liste bir nevi derin gazeteci listesidir.
Ama bir nevi...
Çünkü bu dezenformasyon amaçlı, ciddi kurgulanmış bir liste de olabilir.
Neyse...
O dönemlerde öne çıkan bir isim vardı: Tuncay Güney...
Görevi tamamlandıktan sonra ABD'ye giden, ardından da Kanada'ya geçip burada Hahamlık yapmaya başlayan Tuncay Güney, gerçek anlamda bir "derin gazeteci"dir.
Ve gerçek anlamda da "derin ilişkileri olan bir gazeteci"dir.
Düşünün bir... Tuncay Güney'in kimlerle kimlerle ilişkileri vardı.
O Tuncay Güney gazetecilik yapıyordu.
Şimdi...
Bu yazının nerden çıktığını da yazalım da bari, havada kalmasın değil mi?
Star Gazetesi Muhabiri Erdal Şimşek'in evine bir hırsızın girdiği ve o hırsızın çok önemli belgelerin olduğu iki laptopu alıp kayıplara karıştığına dair bir haber vardı medya sitelerinde...
O haberde Erdal Şimşek, "derin gazeteci" olarak lanse edilince...
Biz de yazıvermiş olduk işte...
Bir de derin haber var elbette...
O da bambaşka bir şeydir!